Daha özgür, daha erişilebilir bir devlet
Farklı dil ve lehçelerde yayın, özel okulda eğitim ve siyasi propaganda yasal güvenceye kavuştu; e-Devlet Kapısı 69,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştı.
Farklı dil ve lehçelerde radyo-TV yayını
Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim; farklı dillerde siyasi propaganda
Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir; vatandaşın kendi dilini konuşabilmesi, devlete kolayca ulaşabilmesi ve kamu hizmetini bir lütuf değil hak olarak alabilmesidir. 2002'den bu yana atılan adımların önemli bir kısmı, devletle vatandaş arasındaki mesafeyi kısaltmaya yönelikti.
2002'de durum neydi?
Farklı dil ve lehçelerde yayın alanındaki ilk yasal adım, 2002 yazında önceki koalisyon hükümeti döneminde atılmıştı; bunu teslim ediyoruz. Ancak farklı dil ve lehçelerin yayından eğitime, siyasetten kamusal hayata kadar yasal güvenceye kavuşması için atılacak adımların çoğu henüz önümüzdeydi.
Kamu hizmetlerine erişim ise büyük ölçüde fiziki başvuruya, kuyruklara ve kâğıt evraka dayanıyordu. Bir belge için birden fazla kuruma gitmek olağan bir durumdu. Bugün milyonların her gün kullandığı e-Devlet Kapısı henüz yoktu; portal 18 Aralık 2008'de erişime açıldı.
Bugün neredeyiz?
19 Temmuz 2003'te Resmî Gazete'de yayımlanan 4928 sayılı Kanun'la, "kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir" hükmü getirildi. Böylece 2002'deki ilk adım, kamu ve özel yayıncılığı kapsayacak biçimde genişletildi.
13 Mart 2014'te Resmî Gazete'de yayımlanan 6529 sayılı Kanun'la bir adım daha atıldı. Özel okullarda farklı dil ve lehçelerle eğitimin yolu açıldı; siyasi parti ve adayların propagandasını Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapabilmesi yasal güvenceye kavuştu.
Kamu hizmetinde ise dijital dönüşüm yaşandı. e-Devlet Kapısı'nın kayıtlı kullanıcı sayısı 2024'te 66,6 milyonu aştı ve 31 Ağustos 2026 itibarıyla 69.529.013'e ulaştı. Aralık 2024 itibarıyla portalda 1.079 kuruma ait 8.379 dijital hizmet sunuluyordu.
Bu düzenlemelerin kademeli biçimde genişletilmesi de önemlidir. 2003'te yayın, 2014'te eğitim ve siyasi propaganda alanında atılan adımlar birbirini tamamlayan bir çizgi oluşturuyor. Kanun metinlerini Adalet Bakanlığı Mevzuat Geliştirme Genel Müdürlüğü arşivinden aktarıyoruz.
Neden önemli?
Bir vatandaşın anadilinde yayın izleyebilmesi, çocuğunu o dilde eğitim veren bir okula gönderebilmesi ve siyasetçisini kendi dilinde dinleyebilmesi, eşit vatandaşlığın tamamlayıcı unsurlarıdır. Bu düzenlemeler, farklılıkları bir tehdit olarak değil, ortak bir milletin zenginliği olarak gören bir anlayışın ürünüdür.
e-Devlet ise sessiz bir devrimdir. Eskiden günler süren bir belge işlemi bugün dakikalar içinde, evden ya da telefondan tamamlanabiliyor. Bu, özellikle büyük şehirlerden uzakta yaşayan, yaşlı ya da engelli vatandaşlar için devletin kapısının her an açık olması demektir.
Kayıtlı kullanıcı sayısının 2024'teki 66,6 milyondan 2026 Ağustos'unda 69,5 milyona çıkması, dijital devlete olan güvenin istikrarlı biçimde büyüdüğünü gösteriyor. Bin kurumu aşan bir hizmet ağının tek bir kapıda toplanması, bürokrasinin vatandaşa yükünü hafifletiyor.
Bu iki alan ilk bakışta birbirinden uzak görünse de aynı anlayışın ürünüdür: Devlet, vatandaşına yukarıdan bakan değil, ona hizmet eden ve onu olduğu gibi kabul eden bir yapıdır.
Demokratikleşme alanı, bu sitede ayrıca ele aldığımız eleştirilerin de yoğunlaştığı bir alandır ve bu eleştirileri görmezden gelmiyoruz. Ancak yukarıdaki yasal düzenlemeler ve dijital hizmet altyapısı, 2002'ye göre vatandaşın devletle ilişkisini somut biçimde dönüştürdü.