Milletin Adamı Rakamlarla Erdoğan Dönemi (2002–2026)

Borç yükü hafifledi, vergi faize değil hizmete gidiyor

AB tanımlı kamu borcunun milli gelire oranı 2002'deki yaklaşık %71,5'ten 2026 ortasında %22,3'e indi; faize giden vergi payı %85,7'den %18,6'ya geriledi.

Neden Erdoğan?Son güncelleme: 10 Ekim 2026

AB tanımlı genel yönetim borç stoku / GSYİH

2002 71,5 %
2025 Ç1 25,3 %
AHazine ve Maliye Bakanlığı Kaynağı gör Değerler HMB grafiğinin etiketlerinden okunmuştur (yaklaşık). HMB'nin 15.12.2025 sunumunda 2002 etiketi 71,2 görünüyor (GSYİH revizyonu olabilir). Oran nominal TL borç / nominal GSYİH.

AB tanımlı genel yönetim borç stoku / GSYİH (en güncel)

2002 71,5 %
2026 Ç2 22,3 %
Cekonomigazetesi.com Kaynağı gör Güncel değer HMB verisine dayanan basın haberinden (Haziran 2026 sonu; borç stoku 16 trilyon 273 milyar TL). 2002 değeri HMB grafiğinden okunmuştur (yaklaşık).

Merkezi yönetim faiz harcamaları / vergi gelirleri

2002 85,7 %
2025 18,6 %
AHazine ve Maliye Bakanlığı Kaynağı gör 2002 değeri HMB grafik etiketinden (yaklaşık). 2025 değeri HMB Aralık 2025 bütçe gerçekleşme raporundaki tutarlardan hesaplanmıştır: 2.054.382 / 11.049.467 milyon TL (nominal). Oran son yıllarda 2010'ların düşük seviyelerinin üzerine çıkmıştır.

Kamu maliyesi, bir hükümetin vatandaşına ne kadar hizmet sunabileceğini belirleyen görünmez zemindir. Bütçe faize gidiyorsa okul, hastane ve yol için kaynak kalmaz. 2002'den bu yana Türkiye'nin yaşadığı en kalıcı dönüşümlerden biri tam da bu zeminde gerçekleşti.

2002'de durum neydi?

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın borç göstergeleri grafiğine göre AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranı 2002'de yaklaşık yüzde 71,5 düzeyindeydi. Bakanlığın daha sonraki bir sunumunda aynı grafikte bu değer yüzde 71,2 olarak görünüyor; fark, milli gelir serisindeki revizyondan kaynaklanıyor olabilir.

Tablonun en ağır yanı faiz yüküydü. Aynı kaynağa göre 2002'de merkezi yönetimin faiz harcamaları vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 85,7'sine denk geliyordu. Başka bir deyişle, toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 86 lirası borç faizine gidiyordu.

Bu tablo, bütçenin hareket alanını daraltıyor; kamu yatırımına ayrılabilecek kaynak çok sınırlı kalıyordu. Devlet, vatandaşa hizmet götürmekten önce geçmişin borcunu çevirmekle meşguldü.

Bu 2002 değerleri Bakanlık grafiklerinin etiketlerinden okunmuştur; metinde ayrıca yazılı bir cümle bulunmadığı için onları "yaklaşık" ifadesiyle veriyoruz.

Bugün neredeyiz?

Borç oranı kalıcı biçimde aşağı indi. Hazine ve Maliye Bakanlığı verisine göre oran 2025'in ilk çeyreğinde yüzde 25,3'tü. Bakanlık verisine dayanan basın haberlerine göre AB tanımlı genel yönetim borç stoku 2026 Haziran sonunda 16 trilyon 273 milyar lira olarak gerçekleşti ve milli gelire oranı yüzde 22,3'e geriledi. Bu, 2002'deki oranın üçte birinden azdır.

Faiz yükü de hafifledi. Bakanlığın Aralık 2025 bütçe gerçekleşme raporuna göre 2025'te merkezi yönetimin faiz giderleri 2.054.382 milyon lira, vergi gelirleri 11.049.467 milyon lira oldu. Buna göre her 100 liralık verginin yaklaşık 18,6 lirası faize gitti. Tutarlar nominal liradır; oran ise iki nominal büyüklüğün birbirine bölünmesiyle hesaplanmıştır.

Bu oranın son yıllarda 2010'lardaki en düşük seviyelerinin üzerine çıktığını da belirtmek gerekir. Bakanlığa göre 2024'te faiz giderleri yüzde 88,3, vergi gelirleri yüzde 62,3 arttı. Yine de bugünkü pay, 2002'deki tablonun yaklaşık beşte biri düzeyindedir.

Neden önemli?

Düşük borç oranı bir ülkenin şoklara karşı sigortasıdır. Salgın, deprem ve küresel kriz gibi olağanüstü dönemlerde devletin vatandaşına destek olabilmesi, önceden kurulmuş mali disipline bağlıdır. Borç yükü yüksek bir ülke bu dönemlerde ya hizmeti kısar ya da çok daha pahalıya borçlanır.

Faize giden payın azalması, aynı verginin daha büyük kısmının okula, hastaneye, yola ve sosyal desteğe ayrılabilmesi demektir. Bu bölümün diğer sayfalarında anlatılan yatırımların önemli bir kısmı, işte bu mali alan sayesinde mümkün oldu.

Borç oranının düşük olması, faiz ödemelerinin yeniden yükselme eğilimini görmezden gelmeyi gerektirmez. Ama uzun dönemli tablo açıktır: Türkiye bugün kamu borcunun milli gelire oranında, 2002'deki ağır tablodan çok uzakta duruyor.

Mali disiplin, gözle görülen bir eser bırakmadığı için çoğu zaman alkış almaz. Oysa diğer bütün eserlerin temelini o oluşturur; bir köprünün, bir hastanenin, bir okulun bedelini ödeyebilmek için önce bütçenin faize teslim olmaktan kurtulması gerekir.

Kaynaklar

  1. ekonomigazetesi.com Cekonomigazetesi.com · Erişim: 4 Ekim 2026
  2. ms.hmb.gov.tr Ams.hmb.gov.tr · Erişim: 4 Ekim 2026